31 Ekim 2016 Pazartesi

Melbourne'lüye her gün bayram

Geçen sabah uyandım, haberlere bakarken ihraç edilen akademisyenler listesini görüp indirdim. CTRL+F, “Melda Pelin Yargıç”. Sonuç bulunamadı. İki isimli insanın adı her listede yanlış yazılır, sadece “Yargıç” diye de bakalım, garanti olsun. Yine sonuç bulunamadı. Hah, hala dönünce işim var. Listeyi taradım, tanıdıklar var. Fettullah’la  filan tabi ki alakaları yok. Biliyorsunuz işte, anlatmaya gerek yok.

Rektör seçimleri göstermelik oluyor, birinci seçilen atanmıyor diye mızırdanırken biz, mesele toptan çözülmüş, “ne seçimi lan, nah seçersiniz rektör” uygulaması gelmiş. Biz nerdee, sen nerdee… Aramızda yüzyıllar var, biz ondan seninle anlaşamıyoruz.

nostalji için lise yıllarımdan foto koymak isterdim ama
o kadar çirkin ki o fotolar, yapamam.

O arada benim güzel lisemin, Atatürk Lisesi’nin en güzel öğretmenleri proje okulu dalgasına alınmış. Güzelim okul ruhunu, tarihini yitirmiş. Orhan Veli’nin okulu diye övündüğümüz okul, şimdi kim bilir ne dümbeleklerin okulu diye anılacak. Memleketten çok liseme üzüldüm desem yeridir, biricik okulumuzdu, dünya kadar mezunu vardı, bir araya gelip de okulumuza sahip çıkamadık, bir Hababam kadar olamadık, bütün suç bizimdir.

Derken hop, Cumhuriyet gazetesi baskını... Sonra arkadaşım bir haber gönderdi, nesli tükenen bir kızıl geyiği avlamış AKP'li bir iş adamı, o hayvanı koruması gereken memurla birlikte bir de fotoğraf çekmişler. Ya sen ne yapacaksın geyiği? Çok mu lazımdı sana geyik?  Türkiye’deki haberleri okumak bile yetiyor insanın nefesini daraltmaya. Uzaktan daha korkunç görülüyor biliyor musunuz? İçindeyken insan bir analiz kastırıyor, bir basın açıklamasına gidiyor derken yaşanır hale geliyor o cehennem. Biraz uzaktan bakınca işin renginin ne kadar boka çaldığı daha iyi belli oluyor.

"12 bin lira verdim, avlayamasaydım param yanacaktı" demiş. Yasak lan yasak! 
Ama diyebilir çünkü vicdansızlık, arsızlık, usulsüzlük iktidarda. Niye diyemesin.  
12 bin lira. Kolay mı. Az mı. 12 bin. öldürür, ıstırır, yalar bile. 

En sevdiğim bayram 1 Mayıs, sonra da 29 Ekim. 23 Nisan, 30 Ağustos filan biraz tırt gibi ama 29 Ekim çok kral gün. Bu sene 29 Ekim’de timeline hiç coşmadığı kadar coştu. Herkes yardırdı adeta cumhuriyet diye, ölünce kıymete binen ünlüler gibi oldu canım cumhuriyet. Tarık Akan gibi cumhuriyet. E Türkiye’nin bayramı var da Avustralya’nın yok mu? Tabi ki var! Bugün burada resmi tatil çünkü bir nevi bayram. Ne bayramı? Beygir bayramı. Evet çünkü başka bir gezegendeyim ben, bunu artık anlayın. Kimi arkadaşlar inanmayacaklar, “Melbourne Cup” diye araştırsınlar buyursunlar. 1861'den beri düzenlenen ünlü bir at yarışı bu.

1886 tarihli bu resimde ressam carl kahler bize ne anlatyıor?
 yeni delirmemişler yani, eskiden beri manyaklar. 

o kılıkla beygire mi gidilir? 
1 Kasım'da her yer kapalı, mesela ben bugün işe gitmedim çünkü üniversite de kapalı. Biletini alan at yarışı izlemeye gidiyor. Ama o kadar kolay değil. Kıyafetler şıkır şıkır olacak, yoksa hipodroma giremezsiniz. Metrolarda, sokaklarda her yerde “bilinçli kumar oynama” uyarıları var. Bir yandan at yarışı için okul tatil edip diğer yandan halk içip içip ailenin rızkını beygire yatırmasın diye önlem alıyorlar. Ben artık güzel kafamı yorup da anlamaya çalışamayacağım. Zaten at yarışı da iğrenç bir şey. Her keyfimiz hayvanlara ayrı zulüm, hırsımdan bağıracağım. Biraz hayvanlar için, biraz lisem, biraz da kaybettiğimiz her şey için. Hayallerimizi aldınız, yazıktır.


benim memleket adeta bir pakistan olmak yolunda, burada dünyanın en saçma bayramı...
şu hallere şu davranışlara bakın hele. aklıma mukayet olamıyorum. 
bari  #imamhatiplerkapatılsın


Not: Bu arada, buraya yerleşmek niyetindeki arkadaşlarım, vallahi kusura bakmayın hala fırsat bulup araştıramadım. Araştırıp yazacağım, sözüm söz. 






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder